Harran, Şanlıurfa

0 152

Harran binlerce yıllık geçmişiyle dünyanın sayılı tarihi yerleşimlerinden biri. Şanlıurfa’ya 45 kilometre mesafede. Güneydoğu turumuzda Mardin’i gezip Şanlıurfa merkezden önce Harran’a özel bir gün ayırıyoruz… Mardin’den Harran’a üç saatlik yol sonsuz bir düzlük gibi. Kestane renkli bozkırlar, uçsuz bucaksız ovalar, otlayan koyunlar, gezinen atların arasından geçip varıyoruz.

Harran adı ilk MÖ 2250 yıllarına ait çiviyazılı tabletlerde geçmiş ve adının Sümercede ‘seyahat’ ya da ‘kervan’ anlamındaki ‘haran-u’dan geldiği biliniyor. Adının seyahatle özdeşleşmesi bile ayrı bir heyecan katıyor Harran yolculuğumuza.

6250194b4e3fe00808378dd9

Kümbet evler

Harran’da ilk durağımız bölgenin simgesi haline gelen tarihi kümbet evleri. İtalya’nın Puglia bölgesinde Alberobello kasabasındaki Trulli evlerini gördükten sonra Harran evlerini görme merakım daha da artmıştı. Trulli evleri konik şeklindeki çatılarıyla Harran kümbet evlerine çok benziyor. Trulli evlerinin yapılma tekniği ve kullanım alanları farklı aslında. Otel, kafe, restoran olarak hizmet veriyor çoğu ev. Bir rivayete göre Şanlıurfa’ya giden İtalyan ressamlar Harran evlerinden etkilenip İtalya’da da benzer mimaride evler yapılmasına öncülük etmiş. Eğer ortada bir etki varsa İtalyanların bizden etkilendikleri kesin, çünkü Harran evlerinin tarihi Trulli evlerine göre çok eskiye dayanıyor.

Kümbet evlerin içi

Kümbet evlerine vardığımızda araçtan iner inmez köyün çocukları güler yüzleriyle etrafımızı sarıyor. Çocuklara ikram etmek için yanınızda şeker, çikolata, defter, kalem gibi şeyler olursa onları çok mutlu etmiş olursunuz. Kümbet evlerinin bir kısmı yenilenerek turizme açılmış. Hâlâ çalışmaları devam eden evler de var. Evleri, tarihi ve mimarisi gibi tüm bilgilere sahip köyün yerlilerinden misafirperver bir gencin rehberliği eşliğinde geziyoruz. Kümbet evler, 200 yıl önce inşa edilmiş. Çatısı bindirme tekniği kullanılarak yapılmış. Kubbeleri 5 metreyi bulabiliyor ve 30-40 sıra tuğladan oluşuyor. Her bir kümbet bir odayı simgeliyor. Tuğlaların harcında pişmiş toprak, saman, gül yağıyla yumurta akı kullanıldığını öğrendik. Hem mimari yapısı hem de bu malzemeler evlerin kışın sıcak, yazın da serin olmasını sağlıyor.

İçlerini gezdiğimiz evlerde odalar birbirine bağlı. Mutfak, oturma odası, yatak odası, gelin odası gibi bölümler var. Odaların birinde de renk renk yöresel kıyafetler sergileniyor. Bir Harranlı gibi görünmek isterseniz bu kıyafetlerden kiralayarak fotoğraf çektirebilirsiniz. Evleri gezdikten sonra Harran Ovası’na karşı kahve içebileceğiniz bir çay-kahve evi de var. Havasından mı suyundan mı bilmiyorum ama bu manzaraya karşı içtiğimiz kahve çok lezzetli geliyor.

Duvarlarla kapılar kalmış

Kahve molasının ardından bir sonraki ziyaret noktamız Harran Ören Yeri… Dünyanın ilk üniversitesinin kurulduğu topraklarda olmanın verdiği hissi içimizde taşıyarak geziyoruz. Bazı kaynaklarda dünyada kurulan ilk üniversite, bazılarındaysa Müslümanlara ait ilk üniversite olduğu söyleniyor. Özellikle astronomi alanında çeşitli buluşlara ev sahipliği yapmış. Şimdi üniversiteden geriye sadece bazı duvarlar ve kapılar kalmış. Bu kadar az kalıntıyla bile hayal gücümüzü kullanarak bu coğrafyada o dönem neler yaşandığını düşünerek geçmişe bir yolculuk yapıyoruz. Harran’da göreceğiniz bir başka nokta cami ve medrese olarak kullanılmış, kapısı ve bir kulesi ayakta kalmış Ulu Cami ve yanındaki Harran Kalesi. Kale şehir suruna bitişik inşa edilmiş. Emevi Halifesi II. Mervan’ın büyük bir servet harcayarak yaptırdığı sarayın, kalenin temelini oluşturduğu biliniyor. 12’nci yüzyılda yaşamış önemli bir İslam âlimi olan Şeyh Yahya Hayat El-Harrani’nin türbesi görülmesi gereken bir başka tarihi nokta.

Cami ve medrese olarak kullanılmış, kapısıyla bir kulesi ayakta kalmış Ulu Cami ile yanındaki kaleyi de görün.

625019844e3fe00808378de0

Soğmatar Antik Kenti

Şuayb Peygamber’in evi

Harran çevresinde çok sayıda görülecek yer var. Bunlardan biri eski bir taşocağı olan Bazda Mağaraları. Harran’a 27 kilometre mesafedeki Han El-Ba’rur Kervansarayı’nı da listenize ekleyin. Harran-Bağdat yolu üzerindeki kervansaray, hamam, mescit, yazlık odalar ve ahırlardan oluşuyor. Buradan sonra yolunuzu tarihi Geç Roma dönemine uzanan bir antik kent olan Şuayb’a düşürün. Mimarisindeki benzerliklerden dolayı Güneydoğu’nun Efes’i olarak da anılıyor. Bir rivayete göre Şuayb Peygamber buradaki bir mağarayı ev ve ibadethane olarak kullanmış. Şuayb şehrinden 15 kilometre devam ederek Soğmatar Antik Kenti’ne ulaşılıyor. Burası Abgar Krallığı döneminde yapılmış bir tapınak. Harran, meraklı gezginler için açıldıkça güzelleşen hazine sandığı gibi, bize muhteşem bir gün yaşatıyor…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.