Türkiye’de sonbahar tatili yapabileceğiniz en iyi 5 yer

0 21

Yazın bunaltıcı sıcaklığı artık yok. Tenimizi okşayan serin rüzgarların, bir tablodan fırlamış gibi görünen rengârenk doğayla buluşmasına tanıklık ediyoruz. Türkiye, sonbahar aylarında sahip olduğu muhteşem iklimiyle sizi ağırlamaya hazır. Her bölgenin, her şehrin kendine has güzelliği olsa da bazı kentler sonbaharda daha davetkâr. Türkiye’de yapacağınız keyifli bir sonbahar tatili için size kucak açacak bu yerleri gelin birlikte öğrenelim.


Artvin’de renk cümbüşü

Artvin’deki Karagöl’den rengârenk bir sonbahar manzarası

Vadiye yayılan evleri, krater gölleri, hep kulağınıza gelen su sesleri, ferahlatan havası ve muhteşem doğasıyla sadece Karadeniz’in değil aynı zamanda Türkiye’nin de saklı bir köşesi olan Artvin, dört mevsim güzelliğinden söz ettirse de özellikle yaz aylarında oldukça popüler. Sonbahar aylarında ise rengârenk, kendi halinde, daha sakin ve daha sessiz. Çünkü bu aylarda, üzerine serildiğiniz yemyeşil örtüyü vücutlar doldurmaz, doğa size kalır. Bırakın gözünüz sadece ağaçların yeşil, kırmızı ve sarısına, sisin grisine ve gökyüzünün mavisine odaklansın.

Resimlerde karşınıza çıkan tonları birbirleriyle uyumlu, ince işçilik görmüş bir resim kadar kusursuz ve uçsuz bucaksız Artvin yaylaları, tıpkı Henri Rousseau ya da Paul Cezanne tabloları gibi. Doğanın tüm renkleriyle karışan, kültürü ve müziğiyle de kendine has bu yaylaların en güzelleri Kafkasör, Kaçkar, Borçka Karagöl, Macahel ve Arsiyan. Doğasıyla, şifalı suyuyla, faydalı otlarıyla ve leziz yemekleriyle sizi saracak bu yaylarda kendinizi doğaya teslim edin. Kestane, gürgen, kayın ağaçları arasındaki patikalarda ya da Cehennem Deresi Kanyonu’nda yürüyün, Mençuna ve Ciro başta olmak üzere şelaleleri keşfedin, ahşap evlerde uyuyun ve doğanın size hediye ettiklerinden hazırlanan lezzetli yemekleri tadın.

Parhali, İşhani, Parehi, Porta, Doliskana, Handzta Manastırı ya da Rabat ve Tibeti Kilisesi gibi tarihi yerlere gitmeyi de unutmayın. Adımınızı atar atmaz aşık olacağınız Karagöl’de kamp kurabileceğinizi de ekleyelim. Doğaya sarılmış, sislerin koynunda güne uyanmak kim bilir ne kadar huzur verici olur. Artvin’i gerçekten tanımak istiyorsanız sonbahar tatili için mutlaka gitmelisiniz.


Denizi ayrı deniz: Datça

Datça’daki koylar

Sonbahar aylarında Datça’ya neden gitmelisiniz, biliyor musunuz? Çünkü bu mevsimde sadece Datça’yı kendi halinde yakalamak isteyenler buraya gelir. Kalabalığı azalmıştır. Sessiz ve sakindir. Denizi sadece masmaviliğiyle görür, gökyüzü mavisine karışmasını seyredersiniz. Tekneler gözünüzü yanıltacak kadar çok değildir. Hayıtbükü, Ovabükü, Palamutbükü, Kargı Koyu, Kızılbük, Mesudiye Koyları ve Domuz Bükü, Datça’nın mis gibi havasını içinize çekeceğiniz, denizin tadını en iyi çıkaracağınız yerler. Zamanı kısıtlı olanlar için bu bölgeleri öne çıkardık ancak Datça’nın neredeyse her yeri böyle. Datça’ya yıllarını vermiş şair Can Yücel boşuna söylememiş; “Başka türlü bir şey benim istediğim. Ne ağaca benzer ne de buluta… Burası gibi değil gideceğim memleket; denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.”

Datça’da sonbahar tatili bir başkadır. Rengârenk ağaçlar, masmavi deniz, ruhunuzu okşayan rüzgarlar…. Sonbaharda bile hâlâ denize girilebilir. Her yer daha sakindir. Yemekler daha lezzetli, muhabbetler daha koyu. Reçine kokusu kekik kokusuna karışır sonbaharda. Geride sadece rahatlama bırakarak tüm Datça’yı rüzgârla dolaşır bu koku.

Türkiye’nin en güzel bademlerini ve bademden yapılan en güzel lezzetleri tadabileceğiniz Datça’da, damat tatlısını ve acıbadem kurabiyesini mutlaka denemelisiniz. Doğa, lezzet ve tarih. Datça’yı en iyi anlatan kelimeler. M.Ö. 11. yüzyıla uzanan tarihe sahip olduğu bilinen eski Datça olarak adlandırılan yerlerde bu lezzetleri tadabilir, bölgeye ait özel ürünlerden satın alabilirsiniz.

Eski Datça kadar önemli bir diğer tarihi yer olan M.Ö 3’üncü yüzyılda kurulmuş, bilim, sanat ve mimarlık alanında öne çıkmış Knidos halkından kalan Knidos Antik Kenti’ni de ziyaret etmeyi unutmayın.


Sıcağa yakalanmadan Mardin!

Eski Mardin Evleri

Sonbahar, tüm gizemi ve sürprizleriyle Mardin‘i keşfetmek için en ideal zamanlardır. Havası güzel, suyu güzeldir bu dönemde. Mardin’in sonbaharında kışa hazırlanılır. Sebzeler kurutulur, turşular kurulur. Lezzetin hüküm sürdüğü aylardır artık.

Uçsuz bucaksız Mezopotamya topraklarının farklı kültürleriyle harmanlanmış, yüzyıllar boyunca farklı etnik kökene sahip halkın bir arada yaşadığı ve hatta yaşamaya devam ettiği şehre sizi getirecek onlarca neden var.

M.S. 5. yüzyılda Süryaniler tarafından yapılmış Deyrulzafaran Manastırı, 1.600 yıllık geçmişe sahip Mardin Kalesi, 15. yüzyılda tamamlanan Kasımiye, 13. ve 14. yüzyıllar arasında inşa edildiği düşünülen Savur Kapı ve 1385 yılında yapılan Zinciriye Medresesi, M.Ö. 530-570 yılları arasında yapılan Dara Mezopotamya Harabeleri, 397 yılından bu yana varlığını sürdüren Mor Gabriel Manastırı, 569’da yapılan Kırklar Kilisesi, 1214 yılında yapılan Şehidiye Camii, bu kentin yüzyıllara yayılan ruhunu anlamanız için yeterli.


Güneşe dokunmak için Kapadokya!

Kapadokya’da bir sonbahar günü

Sonbaharda sizi en az Mardin kadar şaşırtacak başka bir yer ise Kapadokya. Peribacalarının rengiyle bütünleşen toprak sonbahar aylarında yeşilden sarıya ve kırmızıya bürünür. Kapadokya’da sonbahar kendini, rengârenk ağaç dallarında gösteriyor. Bu renk cümbüşüne bir de Kapadokya’nın tertemiz havası eklenince geriye sadece derin bir nefes almak kalıyor. Sonbaharda Kapadokya’da hava ne yaz mevsimi kadar aşırı sıcak ne de kış mevsimi gibi soğuk. Tam kıvamında! Yani sonbahar, dünyada eşine çok az rastlanan birçok güzellikleri içinde saklayan bu güzel kentte gezmenin zamanı! UNESCO’nun Dünya Doğal ve Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Kapadokya, muhteşem yeraltı şehirleri, peri bacaları, doğal ve tarihi güzellikleri, inanç merkezleri ve yeryüzü şekilleriyle sanki bu dünyada değilsiniz gibi hissettirecek.

Bu fantastik yerde yapılacak çok şey var! Dolu dolu geçecek 3 günlük bir tatilde ilk olarak yapmanız gereken bir balon turuna katılmak. Bunun için en iyi zaman gün doğumu! Eğer kendinize erken kalkma konusunda güvenmiyorsanız, bu balon turunu bir daha düşünün. Bizce uykusuzluğa değecek ama karar sizin! Eğer gün doğumundaki balon turlarını kaçırırsanız hemen kendinizi Güllüdere, Paşabağ, Güvercinlik, Kızılçukur, Ihlara ya da Aşk Vadisi’ne atın. Gökyüzüne yavaş yavaş süzülen ve güneşi selamlayan rengârenk balonları seyre dalın. Fotoğraf makineniz hazır değil mi? Gökyüzüne şeker gibi dağılan balonların rengine güneşin sarısı ve peri bacalarının kendine has toprak renginin karışmasını fotoğraflamaya doyamayacaksınız. Burada gündoğumu kadar gün batımının da muhteşem olduğunu unutmayın. Gün batımında Aşk Vadisi’nde ATV turuna çıkarak vadiyi gezebilirsiniz. Vadilerde ATV dışında at ya da deve turu da yapabileceğinizi söyleyelim. Tercih sizin.

Derinkuyu, Kaymaklı, Acıgöl, Mazı, Özlüce ve Gaziemir yeraltı şehirleri, Kapadokya’da gezilecek yerlerin başında geliyor. Buralara gelmişken yeraltı şehirlerine dair köylülerin dedelerinden hatta dedelerinin dedelerinden duyduğu hikâyeleri dinlemeyi unutmayın! Kapadokya’yı gezdikçe keşfedecek çok şey bulacaksınız. Ürgüp, Göreme, Ortahisar, Uçhisar gibi kentin diğer bölgeleri Kapadokya’da derin vadileri, platoları, yeryüzü şekilleri, antik kentleri, kilise ve güvercinlikleriyle sizi bekliyor.

Keşfetmeye biraz mola! Şimdi sizi Avanos’a götürüyoruz. Avanos halkının çoğunun atadan kalma yetenekleriyle birer sanatçı olduğunu söyleyebiliriz. Kente gelir gelmez bir atölyeye girin ve torna başına geçin. Ustalar size tüyoları verirken siz hayal gücünüzü kullanın ve ellerinizi çamurla birleştirin. Avanos’un dağlarından ve Kızılırmak’ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklardan hazırlanan bu çamurla neler yapabileceğinize kendiniz bile inanamayacaksınız! Hayal gücünüzü kullanabileceğiniz bir diğer yer ise Devrent Vadisi. Mesela baktığınız peri bacasını arkadan, önden yandan her seferinde başka bir nesneye benzetebilirsiniz. Birçok açıdan deveye benzetilen peribacası burada en popüleri.

Kapadokya’da konaklayacağınız yer bile fantastik. Hitit, Roma ve Bizans dönemlerinin izlerini taşıyan kayadan oyma yapılarda uyumak ya da yepyeni bir günü karşılamak nasıl olurdu? Bizi düşüncesi bile heyecanlandırıyor. Aynı fikirdeyseniz hemen kendinize en uygun oteli seçin.


Kampçılığın başkenti Yedigöller

Dünyadaki cennet Phuket’te yaz tatili
  • Sadece Kimlikle Hangi Ülkelere Gidilir?
  • Cevap bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.