Yeniden doğan kent: Şanghay

0 12

Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Şanghay, Doğu Çin Denizi’nin kıyısına kurulmuş. Bir zamanlar küçük bir balıkçı kasabasıyken şu anki nüfusu 25 milyona yaklaşan bu kent, hem zaten büyük bir ülke olan Çin’deki en kalabalık şehir hem de dünyanın en büyük metropollerinden biri. Bu yazıda, ismi “Denizin Üzerindeki Kent” anlamına gelen Şanghay’ın Puxi yakasında geçirilen bir günü, gidilecek yerleri ve katılabileceğiniz aktiviteleri kısaca anlatacağım:


09.00 – Kahvaltıdayız. Muhterem Çin halkı kahvaltıda dahi erişteeggroll (sebzeli börek oluyor kendisi), sticky rice adlı pilavdan ve mantı yiyor, onu görüyoruz. Mantı hasırdan buhar kaplarının içinde sunuluyor ve bizim bildiğimiz mantıya göre çok büyük. Şanghay usulü mantıya Xiaolongbao deniyor ve bu mantı türü genelde domuz eti barındırıyor, o yüzden domuz eti yemiyorsanız belirtin ya da içinde var mı, kontrol edin bence. Biz kahvaltımızı erişteyle yapıyoruz. Hazır yeri gelmişken Şanghay mutfağından biraz daha bahsedeyim: Kendisine “Hu” da deniyor ve yemeklere çoğunlukla soya sosu ve şeker konuyor. Şarapta marine edilmiş etlerin yanı sıra, deniz ürünlerinin sık kullanılması dikkat çeken başka bir unsur. Bolca et ve sebzenin buğulandığı Şanghay mutfağında, Di Shui Dong isimli kaburga eti ve istiridye en çok tüketilen ve sevilen yemekler arasında, o nedenle rastlarsanız en azından tatlarına bir bakın, derim.

This image has an empty alt attribute; its file name is iStock-980957882-1024x683.jpg

11.00 – Taksiye binip yola çıkıyoruz. Taksiyle yolculuk edecekseniz yanınızda gideceğiniz yerin isminin Çince yazılmış halinin bulunduğu kağıtlar bulundurmanızı/telefonunuza kaydetmenizi tavsiye ederim, zira öbür türlü şoförle anlaşmanız çok zor (Gerçi, Şanghay’da herhangi biriyle anlaşmanız zor, onu söylemek lazım). Bir de taksiye binmeden önce anlaşabilirseniz ücrette anlaşın, yahut şoförden taksimetreyi açmasını rica edin. Yoksa normalden fazla fiyat çekebiliyorlar – gereğinden fazla para vermenize gerek yok. Tabii taksi kullanmak zorunda değilsiniz; bine yakın otobüs hattının olduğu şehrin, metro hattı da oldukça etkin. Telefonunuza “Explore Shanghai” adlı uygulamayı indirmeniz de önerilir. Şehrin metro hattının haritasını çıkaran uygulama çevrimdışıyken de çalışıyor. Üstelik İngilizce seçeneği de mevcut.

11.30 – Xintiandi’ye varıyoruz. Trafiğe kapatılmış olan bölgede “Shikumen” tarzdaki yapılara, ilgi çeken heykellere, kafe ve restoranlara, alışveriş yapabileceğiniz dükkanlara rastlamak mümkün. Bilhassa hafta sonları turist ve öğrencilerin uğrak yeri haline gelmiş olan ve manası “Yeni Cennet ve Dünya” olan Xintiandi, ayrıca Çin Komünist Partisi’nin ilk kongresinin yapıldığı alan. Girişin ücretsiz olduğu Çin Komünist Partisi Birinci Ulusal Kongre Müzesi’ne giderseniz yakın Çin tarihinden fotoğraf ve nesnelere, hatta kongrenin balmumu heykellerle canlandırılmış sergisine göz gezdirebilirsiniz.

13.15 – Bir sonraki durağımız Yu Yuan uzak değil, ondan kelli bu kez yürümeye karar veriyoruz. Yürürken sağır edici bir gürültüye gark oluyoruz. Ardından fark ediyoruz ki sesler ağaçlardaki ağustosböceklerinden geliyor. Ağustosböcekleri ayrıca bambudan oyulmuş minik kafeslerde satılıyor, onu görüyoruz (Onları alıp ne yapıyorlar, onu görmüyoruz tabii). Halkın ellerinde şemsiye ve yelpazelerle evlerinin/dükkanlarının önüne yayıldığı sokaklarda ilerlerken, birkaç antika eşya dükkanına rastlıyoruz. Dükkanlarda çay takımları, biblolar, oyuncaklar, vazo ve tablolar mevcut. Birkaç şey ilgimizi çekiyor, ama Çince bilmediğimizden midir bilinmez, dükkan sahipleri bizle ilgilenmiyor. Kaderimize razı olup yola devam ediyoruz.

14.15 – Nihayet Yu Yuan’a varıyoruz. “Mutluluk Bahçesi” manasındaki bu bahçeye giriş için cüzi bir miktar para veriyorsunuz. İçeride çeşitli türlerde çiçek ve ağaçlara, çay evlerine, hediyelik eşya alabileceğiniz dükkanlara, sergi ve heykellere denk geliyoruz. Yu Yuan’a varmak içinse evvela zikzak biçiminde taş bir köprüden geçiyoruz. Köprünün bu biçimde olmasının sebebinin, Çin’deki inanışa göre kötü ruhların düz yollarda ilerleyebiliyorken düz olmayan yollarda yönlerini şaşırıp hedefe varamayışları olduğu söyleniyor. Köprüden geçerken suda ufak havuzları, turuncu renkli balıkları ve su kaplumbağalarını da görebiliyorsunuz. Yu Yuan’ın çevresinde Şehir Tanrısı Tapınağı (City God Temple) var, gidip orayı da ziyaret edebilirsiniz. Bahçenin etrafındaysa hediyelik eşya dükkanları, Jade Shanghai gibi restoranlar, kafeler, eczaneler bulunuyor ve bölge bayağı popüler olduğundan hepsi turistlerle dolup taşıyor. Hatta Türk dondurması satan bir tatlı dükkanı bile bulmak olası. Gerçekten Türk dondurması mı satılıyor, bilemiyorum – merak da etmedim açıkçası; muhtemelen sundae adlı dondurmaya kırmızı fasulye bile konduğuna şahit olduğumdan…

17.30 – Şanghay’ın muazzam gökdelenlerinin görülebileceği rıhtımda, Bund’dayız. Dört bin kadar gökdelenin yükseldiği şehrin Pudong adındaki yakası, tüm ihtişamıyla karşımızda. Dünya Ticaret Merkezi, Oriental Pearl TV Kulesi, Jin Mao Kulesi ve hala inşaat halindeki Şanghay Kulesi’nin arasında olduğu binalar, gece giderseniz ışıl ışıl görünüyorlar, ancak özellikle güz ve kış mevsimlerinde neredeyse arşa değdiklerinden bazen sisle sarılıyorlar ve son birkaç katlarını göremeyebiliyorsunuz. Rıhtım yakınında dilerseniz Huangpu Park’ı gezebilir, dilerseniz su kıyısındaki anıt kule, Shanghai People Yingxiong Memorial Tower’i inceleyebilirsiniz.

Edit image

20.00 – Nanjing Road’dan yukarı doğru yürüyoruz. Kendisini paralel kesen caddeler hariç trafiğe kapalı olan bu meşhur caddede, alışveriş namına aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Şehrin en meşhur otellerinden bazıları da burada mesela. Türk ve Arap mutfağı dahil birçok farklı mutfaktan birçok restoran da öyle. Ara sokak ve caddelerdeki seyyarlardan yemek istemezseniz -ki istemezseniz sizi anlarım- gözünüze kestirdiğiniz bir restoranda akşam yemeği yiyebilirsiniz. Biz “Yershari” isimli Uygur restoranını tercih edip ziyadesiyle memnun kaldık. Yolda oyuncak helikopter satanlar, patenlerle yanınızdan geçen satıcılar, yanınızda beliriverip çanta, saat isteyip istemediğinizi soranlar, ufak otobüslerle caddeyi boydan boya dolaşan turistler, ellerinde alışveriş torbalarıyla dolananlar, Madame Tussauds’dan çıkan aileler, yemek için restoran ya da içecek için mekan arayanlar… Günde 1 milyon turisti ağırlayan bu caddede her kesimden insana rastlayabiliyorsunuz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.